Fes üretiminin en önemli aşamalarından biri fesin dinklenmesi işlemiydi. Temel olarak sıcak su ve sabun karışımında dövülme işlemi olan dinkleme çok eski tarihlerden beri çeşitli kumaşlar için uygulanmıştır. Yünlü bir başlık olan fesin üretimi dahilinde Feshane-i Amire çok uzun yıllar İzmit’teki Dinkhane’yi kullanılmıştır. Sürecin başında Feshane’de örülen fesler dinklenmek üzere gemilerle İzmit’e gönderilmiştir. Feslerin gemilerden nakli için ise hamallar kullanılmıştır.
İzmit civarında (Başiskele) bulunan akarsular incelenmiş ve Tunuslu ustalar tarafından İzmit’in güneyinde bulunan ve bugün Kiraz Çayı olarak bilinen akarsu uygun görülmüştü. Belgelerde Kiras Nehri olarak geçen bu akarsu, sıcak yaz aylarında bile kesilmeyecek derecede bol suya sahipti.
Mevcut bir yapının bitişiğinde dingin inşası tavsiye edilmiş olsa da kış aylarında Kiras Nehri taşarak üzerinde bulunan köprüyü bile aştığı ortaya çıktığından şimdilik numunelik feslerin dinklenmesi için ahşaptan, daha sonrasında ise kâgir ve sağlam bir şekilde inşa edilmesi düşünülmüştü. Mimar Halife, mühendis ve hamamcı ustalarının yaptığı inceleme sonucu, yaz aylarında ortaya çıkan sel sularının aşırı şiddetli oluşu nedeniyle burada dink inşasından tamamen vazgeçildi.
Bu defa düşünülen inşaat yeri ise, yine aynı nehirdeki köprünün yakınında bulunan bir değirmen mahalli olmuştur. Bu değirmen, Kanuni Sultan Süleyman ve oğlu II. Selim dönemlerinde sadrazamlık görevinde bulunmuş olan Pertev Mehmed Paşa‘nın (ö. 1572) vakfına ait olup Şakir Bey‘in mutasarrıflığı altındaydı. Altı göz olan bu değirmenin suyu dağlardan beslenmekte ve gayet leziz olduğundan dink ustasının ifadesine göre Tunus’taki dink sularından bile âlâ olabilecek kalitedeydi. 1832 yılının bahar aylarında, yapılan incelemelere ve İznikmid mütesellimi Şükrü Bey’in teklif yazısına binaen burada bir Dinkhane kurulması kararlaştırılmış, malzeme ve işçi temini aşamasına geçilmiştir.
İnşaatta kullanılacak odun tarzı malzemelerin, İstanbul’un ihtiyacını temin noktasında da önemli bir yere sahip olan İzmit çevresindeki ormanlardan elde edilmesi kararlaştırılmıştır. Örneğin, inşa edilecek olukların taban ve yanlarında kullanmak üzere gerekli olan tomruk taşları ilk başta o çevrede bulunamamış ve dışardan getirilmesinin de masraflı olacağı düşünülmüştür. Fakat, İzmit yakınlarında bulunan ve iki yüz sene önce inşa edildiği belirtilen bir sultan sarayında bu taşların olduğu ortaya çıktığından ve bu saray kullanılamayacak derecede harap olduğundan bahsedilen taşlar buradan temin edilmiştir. İşgücü olarak da daha önceden bölgeye yollanmış bir hamamcı ustanın yanı sıra dört hamamcının daha çalıştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Padişah II. Mahmud, Dinkhane’nin inşasının hızlı olmasını istemiş ve şöyle yazmıştır:
“Bu def’a müceddeden bina ve inşasına irade-i seniyem taalluk etmiş olan İznikmid haricinde kain fes fabrikası su harklarının sa’y-ı tathir ve tasfiyesi ve muktezi olan … tomruk taşların mahal-i mezkura nakli maddelerinde kullanılmak ve iktiza eden ücretleri gönderdiği memurlar tarafından verilmek üzere lazım gelen amele ve icab eden kereste ve levazımat-ı sairenin bir an akdem tedarik ve ihzarı zımnında…”
Mutasarrıf olan Câbir-zâde Ahmet Şâkir Bey‘e değirmenin muaccelesi olarak 35000 guruş verilmiştir. Değirmen mahallinin Emlâk-ı Hümayun’a devredilmesi ile önceki kira ücreti olan 75 kuruş iki katına çıkarılarak senelik 150 kuruşun Pertev Paşa vakfına verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu kira ücretinin ise İstanbul Emtia Gümrüğü’nden karşılanacağı belirtilmiştir. Durumu açıklayan bir ilmühaber de 22 Mayıs 1832’de vakfa verilmiştir. Aynı zamanda değirmenin bitişiğinde bulunan
arsanın da alınması son derece önemli görüldüğünden, sahibine 1500 kuruş verilerek satın alma işlemi gerçekleştirilmiştir.
Dinkhane’nin kuruluşundan sonra bazı konularda İzmit yakınlarında bulunan Çepni, Köseler ve Arslanbey karyeleri ahalisinden faydalanılmıştır. Dinkhane’nin ihtiyacı olan tomruk ve odunların kesilmesi, su çarhları ve bendlerin onarım çalışmalarında makul bir ücret karşılığı istihdam edilmeleri düşünülmüştür. Bu hizmetlerine karşılık olarak ise öşür ve diğer vergiler için Evkâf-ı Hümayûn Hazinesi’ne giden 3000 kuruş, Bimarhane vakfı için alınan 231 kuruş, Hamidiye imaret-i amiresine verdikleri 250 çeki odundan muaf tutulmuşlar, bu vergiler ise Feshane-i Amire’ye masraf olarak kaydedilmiştir. Daha sonrasında, bu karyeler arasında hizmetlerin yerine getirilmesi konusunda sınır ihtilafları yaşanmış fakat sınırların belirlenmesiyle sorun çözülmeye çalışılmıştır.
Mehmet Zeki Pakalın’ın yazdığına göre Dinkhane’nin kitabesi şu şekildeydi: “Yaptırdı Dinkhane giydirdi fes cihâne, bildirdi ins ü câne tedbir-i feyz cûyun, tarihe ayniya fes koysun baş üzre herkes, bak Dinkhane-i fes yapıldı buldu suyun. 1249.”
Yine bu tarihte yani 1833’te Dinkhane’nin ikinci keşif defteri hazırlanmıştır. Nehir üzerindeki ahşap köprünün önünden hark duvarları inşa edilip havuzun yenilenmesini de içeren bu defterde pek çok ayrıntılı inşa işlemi bulunmaktadır. Örneğin ceviz levhalardan ahşap dink sandıklarına kargir ayaklar konulup tokmak ilave edilerek dink mekanizması tanzim edilmiştir. Bu tokmakların idaresi için kova yerleştirmeye yarayan çemberli çarhlar inşa edilmiştir. Suyu ısıtmak için bakır kazan kullanıldığından, bunun altına odun koymak için ağızlıklı bir ocak yerleştirilmiştir. Ocağın bitişiğinde dört tarafı çarşı tuğlalı kagir bir havuz oluşturularak bu havuza yer altından altı adet boru tariki aracılığıyla su aktarılmıştır.
Dinkhane’nin çalışması için bahsedilenler gibi gerekli teknik inşaların yanı sıra yol düzenlemeleri (seng-i cedidden Frengî kaldırım ferşiyle üzerine turab imlası) ve köprü-rıhtım inşası da defterde yer almıştır.
Dinkhane inşa edildikten sonra bazı sorunlarla karşılaşılmıştır. Daha önce de bahsedildiği üzere Kiras Nehri’nin “suyunda lüzumundan birkaç kat ziyade vüs’at ve cesâmet” bulunmaktaydı. Burada kullanımda olan dört çarh, Tunuslu ustaların inada varacak ısrarlarına binaen tek bir oluğa yerleştirilmişti. 1834 yılından bir belgede, eğer bu çarhlardan herhangi birine zarar gelirse, diğer çarhlar da çalışmayı durduracaklarından aslında her çarhın ayrı ayrı oluklara konulması gerektiği belirtilmiştir. Sağlamca yerleştirilmiş çarhların ayrı oluklara konulması artık çok zor olduğundan, bunun yerine, ekleriyle birlikte çarhlar yükseltilmiş ve temelleri sağlam ızgaralar üzerine yerleştirilmiştir. Dört çarhın her birine ikişer tokmak daha eklenmiş, bu tokmaklar yekpare ağaçtan yapılmıştır. Önceden yaptırılan iki adet su kazanı ise bozdurulmuş ve biri sabunhanede olduğu gibi alt kısmı bakır, üst kısmı fıçı; diğeri ise beş arşın boyunda yekpare bakırdan olmak üzere yeni geniş kazanlar imal edilmiştir. Bu kazanlara havuzdan su doldurmak için biri demirden, ikisi ahşaptan olmak üzere üç adet tulumba kullanılmıştır. Kazanlarda kaynatılan sular, borular aracılığıyla çarh sandıklarına taşınmıştır. Normal koşullarda, bir “nevbet” denilen 2.500 adet fesin beş gün beş gecede dinklenmesi böyle sağlanıyordu.
Feslerin kurutulması için ise, Dinkhane memurlarının ikamet ettiği mahal yeniden yapılandırılarak içine kat kat sergiler yapılmış, demirden sobalar konulmuş ve böylece bir “nevbet” fesin 24 saatte kurutulması düzenlemiştir. Memurlar için ise üst katta iki oda ve kahve ocağı, alt katta ise küçük bir mutfak, bir ahır ve mühimmat mahzeni bulunacak şekilde daha büyük bir yer inşa edilmiştir.
İnşa edilişinden itibaren devamlı olarak tamir edilmesi gereken Dinkhane, su bendinin büyük kereste ve kazıklarla sağlamlaştırılmasına rağmen suyun şiddetli akışına karşı kagir gibi dayanıklı olamamıştır. Bu sorun, tamirat sebebiyle hem yüklü bir masrafa yol açıyor hem de fabrikayı üretimin durdurulması gibi büyük bir aksaklıkla karşı karşıya bırakıyordu. Soruna çare olarak, 1841 yılında Dinkhane’nin yakınında dere içinde bulunan 24 zira’ rıhtıma halis harçla 12 zira’ daha ilave rıhtım yapılarak mevcut bent düzenlenmiştir. Tamirat için İstanbul’dan İzmit’e duvarcı kalfası ve birçok amele gönderilmiştir. Aynı zamanda İzmit yerlilerinden çalıştırılmak üzere 128 marangoz, 445 hamamcı, 385 hamal, 2207 rençber, 56 neccar istihdam edilmiştir. Gerekli olan taş ve diğer malzemelerin taşınması için çevre karyelerdeki arabalar kullanılmıştır. Bendin keşif ve muayenesi için istihdam edilen mühendise deneme amaçlı 3 adet fes verilmiş ve imal ettirilmiştir.
1843 yılına kadar Feshane’nin diğer bölümlerinde olduğu gibi, Dinkhane’de de güç olarak bargirler kullanılmıştır. Bu bargirler itici güç olarak su çarhlarını döndürüyorlardı. Yine bu dönemde Feshane içinde çuka üretimi de başladığından, çuka kumaşların dinklenmesi burada yaptırılmak üzere Dinkhane’nin genişletilmesi gerekmiştir. Halihazırda dinklenmiş fesleri kurutmak üzere çalıştırılan sobahane mahallinde çukaların de kurutulmasına dair bazı inşa çalışmaları lüzumlu görünmüştür. Çuka dinklemek için Fransa’dan alınan beş çuka dingi kullanılmasına rağmen, üretimin artmasına binaen fazla çukanın İzmit’teki fes Dinkhanesine gönderilmesi uygun görüldüğünden çuka gergileri eklenmiştir.Bu düzenlemeler sırasında bent ile Dinkhane arasında kalan Süleyman Efendi’nin tarlası satın alınmış ve yolu düzenlenmiştir. Ayrıca örülmüş feslerin saklanması için İzmit İskelesi’nde bir ambar kullanılmıştır.
Kaynak:
Aşkın, Bekir Emre: “Sanayileşme Sürecinde Feshane-i Amire”, (İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi), İstanbul, 2020.
İlgili
Sorry, no records were found. Please adjust your search criteria and try again.
Sorry, unable to load the Maps API.


























